Skip to content


ÖLÜ DOĞA / STILL LIFE

mur58

“Still Life” veya “Nature Morte”, Türkçesiyle “ölü doğa”, yalnızca “eser” olarak değil, aynı zamanda masrafsız bir eğitim malzemesi olduğu için sanat dünyasında uzun süredir var.
Eğitim yönüyle, sanatçıya, kompozisyon kurarken, dilediği kadar vakit kullanma şansı vermesi, küçük hareketlerle olabilecek çeşitlemeleri aramasına izin vermesi, canlı model kullanmaya göre daha az zahmetli olması, Doğada çalışmaya göre daha konforlu ve kontrol edilebilir olması, aynı modelin tekrar tekrar çalışılarak teknik gelişmenin kolay izlenebilmesi nedeniyle tercih edilir.
Öte yandan, ‘ölü doğa’, Sanat’ın zanaat’tan ayrılmasıyla, konunun, doğanın yarattığı güzellikle estetik güzelliğin birbirinden ayrıştırma çabasında, sıradan nesnelerin estetik güzelliğin unsurları olabileceğinin sergilendiği iyi bir alan olmuştur.
Terim, muhtemelen, 17. yy başlarında, bir ‘janr’ olarak ölü doğayı çok benimseyen Hollandalı ressamlar tarafından ‘stilleven’ olarak ortaya çıktı. 18. yy’da Jean Chardin, Henri Fantin-Latour, Francisco de Zurbarán, Georg Flegel gibi ressamlar klasik nature morte’u zirveye çıkardılar. Bu dönemler, aynı zamanda atölyeler ve klasik resim eğitimi nedeniyle de ölü doğa’yı bağrına bastı.
19. yy’da empresyonizmle beraber doğaya çıkan sanatçılar, atölye ressamlığını küçümsedikleri, güneş ışığını ve oyunlarını analizetmeyi sevdikleri için, daha çok stüdyo geleneğinde olan ölü doğa’yı fazla sevemedi. Öte yandan, empresyonizm, post-empresyonizme dönerken, empresyonizmin de doğanın taklidi olduğu ve aslolanın sanatçının içindeki, beynindekini ortaya çıkartması gerektiği duygusu ölü doğanın tekrar gündeme gelmesine yol açtı. Dönemin, ‘Bohem’ havası da atölye ortamının tekrar prim yapmasına yol açtı.

Georges Braque ve Picasso’nun aynı atölyede, aynı nesneleri resmederken konuya katkılarıyla nasıl farklılaştırdıkları ölü doğa’nın anlamının iyi bir göstergesidir.
Ölü doğa, resim ve fotoğraf eğitiminde “neyi çizdiğin (çektiğin) değl nasıl çizdiğin (çektiğin) önemlidir”i anlatmak için iyi bir ortam sağlar.

Sözünü ettiğim dönemler öncesinde de ölü doğa çokça resmedilmiştir ama, ya eğitim amacıyla ya dekoratif unsur ya da dinsel anlamlarda (bolluk getirmesi dileği gibi). Gerçi Jan van Eyck gibi bazı ressamlar da sembolik anlamlarına çok önem vermişlerdir ama işleri dinsel bir törenin parçası sayılmazlar.

Ölü doğa resmeden ressamların bazıları:
18.yy’dan önce doğanlar:
Juan Sanchez Cotan, Georg Flegel, ‘yaşlı’ Ambrosius Bosschaert, Clara Peeters, Willem Claesz. Heda, Pieter Claesz, Francisco de Zurbarán, Floris van Schooten, Adriaen van Ostade, Willem Kalf, Hubert van Ravesteyn, Jan Fyt, Pieter van de Venne, Samuel van Hoogstraten, Jean-Baptiste Siméon Chardin.
18. yy -19. yy ortası arasında doğanlar:
James Peale, Raphaelle Peale, Rubens Peale, William Henry Fox Talbot, George Cochran Lambdin, Henri Fantin-Latour, Severin Roesen, George Walter Harris, Paul Cézanne, Pierre-Auguste Renoir, Paul Gauguin
19. yy ortası 20.yy arası doğanlar:
Vincent van Gogh, William Harnett, John Frederick Peto, William J. McCloskey, Georges Seurat, Alfred Henry Maurer, Henri Matisse, Marsden Hartley, Walt Kuhn, Pablo Picasso, Georges Braque, John Haberle, Charles Demuth, Ben Benn, Robert Delaunay, Edward Weston, Juan Gris, Gerald Murphy, Joan Miró
20. yy sanatçıları:
Pili Pili Mulongoya, Wayne Thiebaud, Richard Diebenkorn, Brian Connelly, Ralph Goings, Audrey Flack, Tom Wesselmann, Flora C. Mace, and Joey Kirkpatrick, Georgia O’Keeffe, Stuart Davis, Marsden Hartley, Edward Weston, Andy Warhol, Don Eddy, Ralph Goings, Audrey Flack

Wassily Kandinsky: “Cezanne, bir çay fincanından hayat yarattı, daha doğrusu, bir çay fincanının içinde yaşayan birşeyler olduğunu farketti. O, ölü doğayı bir daha cansız kalamayacağı bir yere yükseltti. O, nesneleri insanlarmış gibi resmetti, çünkü onda nesnelerin doğasındaki ilahi gücü çıkartma yeteneği vardı. Renkleri ve çizgileri ruhani uyuma göreydi. Bir insan, bir elma – hepsi de Cezanne tarafından ‘resim’ denen şeyin yaratılması için kullanıldı, ki gerçek içsel ve sanatsal uyum budur”

.

Posted in MAKALELER.

0 Responses

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.