Skip to content


İlk Fotoğraf – Fotoğrafın kısa tarihi

Fotoğrafın basit anlamda bilinen ilk fikirleri Sümerler’e kadar uzanan şu ana ilkeye dayanıyordu: “Karartılmış bir odanın duvarında küçük bir delik açılırsa, dışarıdaki görüntü karşı duvara ters olarak düşer.”
Rönesans devri sanatçıları tarafından bulunduğu iddia edilen Karanlık Kutu-Camera Obscura’nın (Dark Room, Dark Box veya Dark Chamber da denmektedir) icadında temel fikrin 965-1039 yılları arasında Mezopotamya’da yaşamış Arap bilim adamı İbn al-Haytham’a ait olduğu batılı kaynaklarda da yer almaktadır. Latince’de Alhacen veya Alhazen olarak bilinen İbn al-Haytham, yaşamı boyunca anatomi, astronomi ve mühendislikle yoğun olarak uğraşmış bunun yanı sıra, matematik, mekanik, tıp, optik ve fizik de ilgisini çekmiştir. Optik üzerine yazdığı bir kitabı bulunmaktadır.
Onyedinci yüzyılda ressamlar bu buluştan yoğun olarak yararlanmaya başladılar. Bunun üzerine Camera Obscura geliştirildi ve görüntünün arkadaki buzlu cam üzerine düşürülmesi sağlandı. Amaç, gözle görüleni doğru olarak kağıda aktarmaktı. Sonraları deliğe mercek takılarak, bir ayna yardımıyla da görüntü yukarıya alınan buzlu cama yansıtıldı. Ondokuzuncu yüzyıla ulaşıldığında. Ondokuzuncu yüzyıla ulaşıldığında Camera Obscura gelişmiş ve yaygın olarak kullanılan bir araçtı. 19. yüzyılın hemen başlarında Thomas Wedgewood, beyaz bir deriyi gümüş nitrat eriyiğine batırarak üzerinde siyah mürekkep olan bir camın altına yerleştirdi. Işık, gümüşü karartarak negatif bir görüntü oluşturdu. Ancak Wedgewood reaksiyonu durduracak, gümüşün kararmasını önleyecek bir yol bulamamıştı. 1727’ de Alman doktor Johann Heinrich Schulze, tebeşir tozu ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğu takdirde, kağıt üzerinde bu şeklin görüntüsünün meydana geldiğini ispatlamıştır. O zamana kadar gümüş tuzlarının ışık etkisi ile değil ısıtılmakla değişime uğradığını düşünüyorlardı.
Optik ve mekanik yollarla elde edilen görüntülerin kimyasal yöntemlerle saptanması ilk olarak Fransız Joseph Nicephore Niepce tarafından 1826 yılında gerçekleştirilmiştir. Niepce, görüntü elde etmek için üzeri katran türevi bir madde ile kaplanmış pirinç levha üzerinde litografi malzemelerini kullandı. Sekiz saatten fazla bir süre pozlama yaptıktan sonra sertleşmemiş bölgeleri lavanta yağı içerisinde yıkayarak çıkardı. Sonuçta ışıktan etkilenmeyen bir görüntü elde etti. Tonlar çok kötü değildi ama iyi bir ayrıntı alınamamıştı.

Tarihte bilinen ve yaşayan ilk fotoğraf 8 saat pozlama ile elde edilen Fransız Joseph Nicephore Niepce’ye aittir. Bu fotoğraf 1826′da odasının pencerinden çekilmiştir.

Bilinen en eski ilk fotoğraf / Joseph Nicephore Niepce

1839- Niepce ile ortaklığa giren ve optikçilerden elde ettiği merceklerle daha nitelikli objektifler yapan Daguerre, ışıklandırma süresini 3 dakikaya indirdi. Ve nihayet 19 Ağustos 1839′da buluşunu tüm dünyaya “Daguerreotype” adıyla duyurdu.

Daguerre ile aynı tarihlerde çalışmalarını sürdüren İngiliz William Henry Fox Talbot, görüntü elde etmede negatif-pozitif yöntemini ortaya çıkararak aynı görüntünün birden çok baskısının yapılmasını sağlamıştır. İcat ettiği sisteme eski Yunanca “Calos” (Güzel) dan gelen Calotype adını vermiştir.

1839′da Sir John Herschell fotografçılık için ışık yazısı anlamına gelen “photography” sözcüğünü kullanmıştır.

1871- Islak levha yönteminden kaynaklanan çalışma güçlükleri 1871′de İngiliz Richard Maddox tarafından gümüş bromürün kullanmasıyla aşılmıştır. Böylelikle ilk duyarlı, kuru cam negatiflerin kullanılmasıyla fotografçılığın etki alanı genişlemiş, ışıklandırma süresi 1/25 saniyeye düşmüştür.

Bilinen ve yaşayan ilk renkli fotoğraf Louis Ducos du Hauron tarafından 1872′de çekilmiştir.

Bilinen ve yaşayan ilk renkli fotoğraf / Louis Ducos du Hauron 1872

1873 - Jelatin film yayılmaya başlayınca gelişim yeniden hızlandı. Driffiel ve Hurter ışığın film üzerindeki etkilerini ölçtüler ve film banyosunda zaman ve ısı yöntemini uygulamaya başladılar. 1873 yılında ise Herman Vogel, emülsiyonların bazı renklere boyandığı zaman başka renklere karşı duyarlı olduğunu buldu.

1889 - George Eastman, 1889’da ilk defa rulo haline getirilmiş filmleri tanıttı. Bu filmlerde emülsiyonlar esnek selüloid bir taban üzerine sürülü olarak hazırlanmıştı. Eastman, “Kodak” adını verdiği ve 100 poz çekebilen fotograf makinelerini piyasaya çıkardığında sloganı “Siz deklanşöre basın, gerisini biz hallederiz” idi. Fotograflar çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve film değiştirilip yeni film takılarak sahibine iade ediliyordu.

1910 - Avrupa’da Agfa, Amerika’da ise Kodak firmaları aynı yıllarda renkli film üzerine araştırmalarını sürdürdü ve 1910 ‘da Agfa, 1914 ‘de ise Kodak, üzerinde üç temel rengi taşıyan film tabanını üretti. 1942 ‘de ise Agfa firması, renkli saydam (reversal) filmi üretmiştir. Çekimin yapıldığı duyarkatlı taban üzerinde pozitif görüntü oluşturan bu filmlere diyapozitif (Saydam) denilmektedir ve günümüzde çok çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Teknolojik gelişmenin bir sonucu olan fotograf, kendini oluşturacak bilimsel çalışmaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu yöndeki bilgilerin neredeyse ikibin yıldan fazladır biliniyor olmasına rağmen uygulamaya başlanması ve bu günkü baş döndürücü gelişim hızına ulaşması son 160 yılın ürünüdür. Her çalışma, kendini bir adım daha ileriye götüren bir diğer çalışmayı oluşturmuş ve başlangıçta 8 saat olan pozlama süresi 1/12000 saniyeye kadar indirilmiştir.

Kaynak:Fotografın Kitabı-Mevsimsiz Yayınları/Mayıs 2006

Posted in GENEL, MAKALELER.

0 Responses

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.