Skip to content


Galata Mevlevihanesi

XIII. yy’da Mevlevi Celaleddin-i Rumi’nin kurduğu Mevlevi tarikatı, İstanbul’un fethinden sonra geçici bir süre Vezneciler’deki Kalenderhane’de yer aldıktan sonra, 1491’de Galata Surları dışındaki bağ ve bahçeler arasında “asithane”sini kurmuştur. “Kulekapı Mevlevihanesi” denilen ilk kuruluşun yapısal ayrıntıları bilinmemektedir. Yapı 1548 sonrası sahipsiz kaldığından Halveti tekkesi ve medrese olarak kullanılmıştır. 1608 onarımından sonraki dönemlerde, “semahane” odaklı kurgusu, 1765 yangınından sonra da pek değişmemiştir. Mevleviliğe yakınlığı bilinen III. Selim, 1792’de yaptırdığı onarım sürecinde “Hünkar Mahfili”de ekletmiştir yapıya.

Oldukça büyük bir alanda yer alan ahşap yapılarda, günlük yaşamın aşamaları, Mevlevi törelerine göre düzenlenirken; bu alemden sonsuzluğa göçenler de ruhsal varlıklarıyla Tekke’deki beraberliklerini sürdürmektedirler. Hazirelerin adlandırılışları: “Hamuşan” (Susanlar) ve “Hadikatülervah” (Ruhlar bahçesi) bu inancı yansıtmaktadır. XVI. Ve XVII.yy’larda yaptırılan Müeyyetzade ve Şahkulu Mescitleri çevresinde oluşan mahalleler, Tekke’nin kırsal niteliğini yitirmesine yol açmış, XIX.yy ortalarından sonra, çevreyi azınlık ve levantenler oluşturmaya başlamıştır.

Günümüzde Galip Dede Caddesi olarak adlandırılan sokak üzerindeki cümle kapısını da içeren yapı gurubunu, 1819’da dönemin güçlü kişisi Halet Efendi, erken “ampir” biçeminde kagir olarak yaptırmıştır. Kapının sağındaki çok amaçlı yapı, alt katında sebil, çeşme, “muvakkithane”; iç avludan çıkılan üst katında kütüphane ve mektebin yer aldığı iki katlı bir yapıdır. Solundaki açık türbe 1871’de hayli değişik, seçmeci bir üslupla, tekne tonoz üstüne piramidal basamaklı mermer bir çatı getirilerek yeniden yaptırılmıştır.

Avlu içindeki büyükçe ahşap konak görünümündeki üç katlı ana bina, 1860’da yapılmıştır. Ana yapının ana öğesi sekiz ahşap paye ve ahşap direğin belirlediği parmaklıklarla ayrılan, iki kat yüksekliğindeki sekizgen “semahane”dir. Mihrabın da yer aldığı erkek izleyicilere ait “züvvar” bölümünün sol arkasında kafesle ayrılan “bacılar” mahfilinin sağ yanında da “şeyh dairesi” yer alır.

Üst kata, üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. Kapının hemen üstündeki, sekizgenin bir kenarındaki bölüm, “Mıtrib maksüresi” müzisyen dervişlere ayrılmıştır. Bu katın sağ tarafında “hünkar” ve “Konya Dergahı Postnişini” ne ayrılan “çelebi” mahfilleri, sol kanatta da yabancı konukların mahfilleri yer almaktadır.

Mihrabın üstü boş bırakılmış, Mıtrib maksuresi dışındaki tüm mahfiller kafesle kapatılmıştır. Ana yapının, yarı bodrum olan en alt katına, hem giriş katından merdivenle ulaşılmakta, hem de yandan bahçe yönünden girilebilmektedir. İkisi uçta, ikisi yanlarda dört eyvanlı uzun orta mekanın (sofa) her iki yanında “dedegah” hücreleri bulunmaktadır.

Avludan inilen “çilehane”nin, burada bir zamanlar var olduğu bilinen eski bir manastırın ayazması olduğu sanılıyor. Harem bölümü ve ikili düzendeki “mahbah-ı şenf” günümüze erişememişlerdir.

1975’ten beri müze olarak işlevlendirilen Mevlevihane’de ara sıra “sema” denilen ayinler düzenlenerek, müzik ve raksla vecde gelen dervişlerin gösterilerinde, Anadolu’da yeşeren en köklü tarikatlardan birinin tören ve töreleri hala yaşatılmaktadır.
Kaynak: Hacı Abdullah

Posted in GEZİ BÖLGELERİ.

One Response

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

Continuing the Discussion

  1. TAKSİM-BEYOĞLU-GALATA at linked to this post on 30/01/2008

    [...] 1975’ten beri müze olarak işlevlendirilen Mevlevihane’de ara sıra “sema” denilen ayinler düzenlenerek, müzik ve raksla vecde gelen dervişlerin gösterilerinde, Anadolu’da yeşeren en köklü tarikatlardan birinin tören ve töreleri hala yaşatılmaktadır. Galata Mevlevihanesi ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız. [...]

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.