BULUŞMA NOKTALARI
AKM
“AKM’nin önünde Taksim’de” cümlesi bir şarkıya nakarat bile oldu.Kim bilir, belki hepimiz bu cümleyi en azından bir kere sarf etmişizdir. Her gün, her saat, her an birilerinin birileriyle buluştuğu “AKM’nin önü”, elektronik saatiyle geç kalmaları da anında tespit olanağı sağlıyor. AKM’nin önü, özellikle öğrenciler ve Beyoğlu’nu bilmeyenler için vazgeçilmez bir buluşma noktası.
CAFE MARMARA
The Marmara otelinin altındaki pastanenin buluşma noktası olarak iki ayrı özellii var. Biri, meydana bakan bir cafe’de, bir Şeyler yiyip, içerek buluşmayı tercih edenlere yönelik patisserie, diğeri ise hemen yanındaki Casino kapısının önü. Bu ikinci mekân, daha çok bedavacı buluşmacılara ve buluşur buluşmaz, başka bir yere hareketlenecek olanlara mekân oluyor. Belli bir yere gidecek olanların bile buluşma noktası olarak burayı seçmeleri, bu kapı önünü Beyolu’nun en revaçtaki buluşma noktası yapıyor.
İNCİ
Varlığını ve yarattıı profiterol lezzetini halen sürdüren İnci pastanesi, Beyoğlu’nu bilenler için bir küçük tadım ve buluşma noktası olma niteliğini de sürdürüyor. Ne var ki, Inci’de buluşmaya karar verenlerin dakik olmaya özen göstermesi gerekli. Az sayıdaki masa, dakikalarca oturup beklemeye müsait değil. Dükkân içindeki sirkülasyon, aynı profiterol üretimi gibi hiç azalmıyor.
LEBON
Şimdi ABC kitabevi olan, Tünel Meydanı’ndaki Palas’ın karşı köşesi, eskiden Beyolu’nun kalburüstü sakinleriyle, entelektüellerin buluşma yeri olan Lebon pastanesiydi. “Tout est bon, chez Lebon” (Lebon’da her şey güzeldir) diye bir tekerlemesi dillerde dolanan pastane, dönemin sanat ve fikir kuramlarının atmosferinde uçuştuğu, Beyoğlu’nun kişiliğini oluşturan, küçük ama etkin bir buluşma noktasıydı.
REJANS
1917 Ekim Devrimi sonrasında Rusya’da çıkan içsavatan kaçan Beyaz Ruslar, Beyoğlu’nun eğlence merkezi olmasının sebeplerinden birini oluşturur. Bu dönemde onlar tarafından birçok lokanta, pastane, gece kulübü açılmıştır. Bugün hâlâ var olan Rejans da bu dönemin ürünü olan işletmelerden biridir. Rejans; aristokrat mı, kabare sanatçısı mı oldukları bir türlü keşfedilmeyen bir grup kadın tarafından açıldı. Rus mutfağının ve sarı votkanın güzel örneklerinin hâlâ tadılabildiği Rejans’ın masalarındaki isim plaketleri, müdavimleri için önemli bir buluşma noktası olduğunun da kanıtı.
MARKİZ
Galatasaray’dan Tünel’e doru ilerlerken sağda, cadde üzerinde olmasına ramen terk edilmiş görünümüyle tozlu virtin camları dikkatinizi çeker de, gözünüzü bir aralığa uydurabilirseniz, duvarlarında Mevsimler temasını işleyen seramik tablolarıyla, üzerini toz bulutu kaplamış bir efsane mekânı fark edebilirsiniz. Burası, İstanbul’un en şık pastanesi sıfatını uzun yıllar hak etmiş Markiz’dir.Paris ve Viyana’dan kaynaklanan bir gelenek olarak, İstanbul sosyetesi ve zenginlerinin buluşma noktası da Markiz’di.
NARMANLI YURDU
Önceleri Rus Elçiliği olarak kullanılan Narmanlı Han’ın içindeki bu avlu, bir zamanlar sanatçıların yaşamak ve çalımak için bir araya geldikleri, yazarların pansiyon olarak kullandıkları bir bina ve bahçeydi. Bedri Rahmi, Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar başta olmak üzere birçok sanatçı, devirlerine damgasını vuran eserlerini bu buluşma noktasında yarattılar.
LAMBO
Yazar, şair ve ressamların birçouğnun yaşamında içkili buluşma noktalarının büyük önem taşıdığı bilinir. Atışmalar, tartışmalar ve paylaşmalar bu masalarda yepyeni fikirlerin doğmasına yol açmıştır ve yapıtlar da genellikle bu noktaların izlerini taşır. Nevizade Sokağı 13 numaradaki Şen Büfe’nin yerinde bulunan Lambo’nun meyhanesi de işte böyle bir noktaydı. Bir tramvay vagonu büyüklüğündeki meyhane, birbirini izleyen iki kuşak sanatçının buluşma noktası olmuştu. Abidin Dino, Sait Faik, Bedri Rahmi, Orhan Peker, Turan Erol, Cahit Irgat, Mücap Ofluoğlu, İlhan Berk yıllar boyu en şen kahkahalarını Lambo’nun masalarında patlatmışlardır.
DEGÜSTASYON
Artık var olmayan efsanevi buluşma noktalarından biri de Degüstasyon Bar. Eski Beyoğlu’ndan her bahis açıldığında akla gelmesinin sebebi, yine buranın müdavimleri. Varlığını 70′lere kadar sürdüren Degüstasyon’un en önemli özelliği, Beyolu’nun tek İtalyan lokantası olmasıydı. Morigi kardeşlerin otantik İtalyan mutfağı, barda bir içki almak ya da bir şeyler yemek isteyenlerin buluşma noktası olarak, masalarını her an genişlemeye hazır tutardı.
Kaynak: Hacı Abdullah
0 Responses
Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.